Soru, İstek ve Görüşlerinizi info@tablo.net.tr adresine ulaştırabilrisiniz...
Kategoriler
Hikmet Onat




HİKMET ONAT


d. 1882 İstanbul - ö. 1977 İstanbul), Türk ressam.



İstanbul’un Tophane semtinde doğdu. Dz.Gv.Kd.Binbaşı Kanlıcalı Murat Ahmet Bey’in oğludur. Rüşdiyeyi (ortaokul) bitirince - Heybeliada Deniz Harp Okulu- Bahriye Mektebi’ne girdi. Lise eğitiminden sonra harbiye sınıfına geçerek güverte sınıfından mülazım (teğmen) rütbesiyle mezun oldu (1901).Bir süre güverte subayı olarak görev yaptı. İlk görevine Heybetnüma talim gemisinde başladı ve burada üsteğmen oldu(1903). Sonra sırasıyla Saadet (1904), Nimet Huda (1906) ve Merkez Sefinesine (1907), Aziziye açığına (1907), Filyos Liman reisliğine (1908) getirildi. Bu dönemde Sanayi-i Nefise Mektebi’ne (Güzel Sanatlar Akademisi) devam edeceğinden kendi arzusu ile kadro dışı bırakıldı. İstifa ederek Bahriye’den ayrıldı(1908).( dzkk.tsk.tr/turkce/tarihimiras/bahriyeressamlari/ahmethi )



5. rütbeden Mecidi nişanı ile gümüş liyakat madalyasına sahip olan Ahmet Hikmet Bey daha Bahriye Mektebi’nde iken resim ve hat derslerine özel ilgi duyuyor, resim sanatına olan üstün yeteneği hocaları tarafından takdir ediliyordu. “Beybaba Şükrü” Bey’den feyz almıştı. Öğrencilik yıllarından itibaren resim yapmak onun için bir tutku olmuştu. Bahriye Mektebi’nden arkadaşı Ruhi Bey’in haber vermesi üzerine Sanayi-i Nefise-i Şahane’ye (Güzel Sanatlar Akademisi) kaydoldu. 1905 yılında İstanbul Sanayi-i Nefise Mektebi'ne girdi . Ruhi Arel ile birlikte Sanayi-i Nefise Mekteb-i Alisi’nde resim derslerine devam etti. 1908’de Osmanlı Ressamlar Cemiyeti ve Güzel Sanatlar Birliği’nin kurucuları arasında yer alarak sergilerine katıldı. Bahriye fotoğrafçısı Ali Sami Bey'in yanında çalıştı. Bu okulda resim hocası Salvatore Valery’nin çalışkan ve yetenekli bir öğrencisi olarak resim sanatı tahsilini başarı ile tamamlayıp Bahriye'den ayrılarak (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi) Osman Hamdi dönemi (1883-1910) Güzel Sanatlar Akademisi ünlü resim öğrencileri arasına girdi.





Mezuniyetinden sonra, 1910 yılında açılan Avrupa sınavlarını kazandı Halil Edhem Bey’in Güzel Sanatlar Akademisi müdürlüğü zamanında devlet bursu ile Paris’e gönderildi(1910), Paris Güzel Sanatlar Akademisi'nde Fernaed Cormon Atölyesi'nde dört yıl çalıştı. Bu dönemde Paris’te bulunan Çallı İbrahim, Ruhi Bey, Feyhaman Bey ve Hikmet Onat için, ressam Cormon “benim en iyi öğrencilerim Türklerdir.” beyanında bulunmuştur. Paris’te başarılı geçen öğrencili döneminde hayran olduğu ünlü ressamların eserlerinden de kopyalar yaptı. I. Dünya Savaşı'nın çıkması üzerine yurda döndü ve Mekteb-i Sultani’de (Galatasaray Lisesi) resim öğretmenliği görevine başladı. Müdür Halil Ethem’in isteği üzerine Sanayi-i Nefise Mektebi’ne geçti. Varnia Zarzecki’nin yerine hazırlık sınıfı hocalığına, ardından da atölye şefliğine atandı.



Aynı yıl Enver Paşa tarafından açılmış olan Şişli resim atölyesinde altı ressam arkadaşıyla birlikte kahramanlık tabloları yapmakla görevlendirildi. Bu atölyede savaş kompozisyonları, hamasi tabloların yapımında çalıştı. Kısa bir süre Nişantaşı Sultanisinde, daha sonra kendisi için kadro açılan Sanayi-i Nefise Mektebi’nde çalışmaya başladı (1915). 1914-1918 yılları arasında, Harbiye Nazırı Enver Paşa’nın desteklediği Şişli Atölyesi’nde diğer 1914 kuşağı sanatçıları gibi savaş ve asker konularında resimler yaptı. ( edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/116-calli) 1922 yılında Güzel Sanatlar Cemiyeti'ne kurucu üye olarak katıldı. 1939 yılında Halkevleri aracılığıyla düzenlenen “Yurt Gezileri”nde Bursa’ya gitti. Kendi ismini taşıyan resim atölyesinde emekli olana kadar (1949) öğretmenlik yaptı ve Güzel Sanatlar Akademisi'ndeki uzun profesörlük döneminde yüzlerce sanatkâr yetiştirdi.



Hikmet Onat, Paris'te eğitim gören arkadaşları (Ruhi, Nazmi Ziya, Namık İsmail, Feyhaman, Çallı, Avni Lifij) ile Akademi'de modern usullerle eğitim yapılmasına el birliği ile çalıştılar.



“Osmanlı Ressamlar Cemiyeti” ve “Güzel Sanatlar Birliği”nin kurucularından olan Hikmet Onat, “Galatasaray Yurdu” ve “Galatasaray Lisesi”ndeki sergilerle, Güzel Sanatlar Birliği, Devlet Resim Sergilerine, yurt içi ve yurt dışında açılan pek çok karma sergiye eserleriyle katılmıştır. Viyana ve Berlin’de açılan (1918) “Savaş Resimleri Sergisi”nde teşhir edilen çoğu savaş konulu ve diğer çeşitli konulardan meydana gelen 143 adet eserin içinde onun eserleri de bulunmaktaydı. Yapıtları Devlet Resim ve Heykel Sergileri'nde yer aldı. 1973 ve 1974 yıllarında üst üste 34. ve 35. Devlet Resim ve Heykel Sergisi ödülüne layık görüldü.



Önce, yıllarca hasta yatan eşi öldü. Bu alçak gönüllü adam eşinin ölümünü gazetelerle bile sevdiklerine bildirmedi. Üç beş dostu ile birlikte cenaze kaldırıldı. Arkasından ilk ve son sergisinin hazırlığı başladı. Sınava girecek bir çocuk gibi heyecanlıydı. Eski, yeni, elinde ne kadar eser varsa bunları seçkin bir davetli önünde sergilemeyi kabul etti. Bu eserlerin çoğu müzelikti. O, bunları elden çıkartmak istemiyordu. İlk ve son sergisini ölümünden birkaç ay önce açan sanatçı, 14 Mart1977’de 95 yaşını aşkın bir yaşta iken Peritonit' hastalığı teşhisiyle 16 Mart 1977'de İstanbul’da öldü. (Taha Toros,Ayın Sanatçısı, HİKMET ONAT antikalar.com/)



HİKMET ONAT'IN RESİM ANLAYIŞI VE SANATÇI KİŞİLİĞİ




Taha Toros, Hikmet Onatın sosyal yaşantısı hakkında şunları yazmıştır. " Son derece mütevazı bir kişiydi. Gösterişi sevmez, reklâma sırtını çevirmiş bir sanatkârdı. Onat, çok az, fakat öz konuşurdu. İçine kapanıklığı nedeniyle, kendisini, toplumun gürültülü yaşamından uzak tutardı. Ancak, takdir ve saygı toplayan yönleri vardı. Hayat arkadaşı, yıllarca yatalak şekilde, dört duvar arasında yaşadı. Melek huylu Hikmet Onat, aynı zamanda her felaketi tevekkülle karşılayan, dayanıklı bir kişiydi. Bu açıdan Hikmet Bey günlerinin çoğunu hastası ile baş başa geçirir, dışarılarda pek görülmezdi. Ancak, elverişli havalarda ve erken saatlerde boğaza giderek o güzelim manzaraları tuvaline aktarırdı.( Taha Toros,Ayın Sanatçısı, HİKMET ONAT antikalar.com/)




Empresyonist akımın Türkiye'deki devamcılarından olan Hikmet Onat, Türk resim tarihinin büyük ustalarındandır. 1914 Çallı kuşağı ressamlarından olan Hikmet Onat bu gruba mensup olan diğer sanarçılar gibi resim sanatımızın modernleşmesinde büyük emekleri olan ressamlardan biri olarak kabul edilmektedir.



Hikmet Onat, natürmort ve portre türünde eserler vermiş olmakla beraber daha çok bir peyzaj ressamı olarak tanınmıştır. Deniz subay olduğu için denizi çok sevdiğini daima belirtmiş, dalgalı ve fırtınalı denizler hariç, denizi, durgun sahilleri, sahillerdeki her türlü tekneyi, kayıkları, yelkenlileri, sahile bağlı sandalları, mavnaları, balıkçı kayıklarını, yosunlu kayaları, ruha sükunet veren üstün bir sanat gücü ile resmetmiş, eserlerinde bize tadına doyulmaz bir zevk bahşetmiştir. Ayrıca İstanbul’un ve Boğaziçinin sırtlarını, tepelerini, tepelerindeki her türlü ağacı, sahil köylerini bıkmadan usanmadan büyük bir sevgi ile resmetmiştir.



Taha Toros adı geçen yazısında Hikmet Onat'ın ressamlığı ve resim anlayışı üzerinde şu değerlendirmelerde bulunur. " Hikmet Onat, İstanbul ve Boğaziçi ressamı olarak tanınır. O, sulara, kıyılarla öpüşen denizin maviliklerine hayran bir empresyonistti. Pek az portre yaptı. Osmanlı dönemindeki ilk sergisinde yer alan bir Çerkez kızının portresi, peri masallarındaki güzeller gibiydi. Hikmet Onat'ın yaptığı ikinci portre, 1917'de tuvale geçirdiği eşinin görünümüydü.



Ressamımız, kahramanlık ve savaşla ilgili konularda da birkaç eser vermiştir. Atatürk'ün anıtı ile Başkumandanlık Meydan Muhaberesi'nden önce durumu harita üzerinde değerlendiren Mustafa Kemal, Mareşal Fevzi Çakmak'la İnönü üçlüsünü bir arada yaptığı tablo bunlara örnektir.



Sanatkârımızın asıl hüneri, bütün gücü ile altın fırçasını doğaya yöneltmesidir.Tabiatın çekiciliğini ve tutkusunu onun denizli manzaralarında görmek mümkündür. Hep denizli, boğazlı, cami minareleri silüetli olan İstanbul'un görkemli manzaraları onun tuvale geçirdiği şaheserlerdir. Bugün bazı bankaların koleksiyonlarını ve bazı İstanbul'un sevgi dolu görünümlerini gelecek kuşaklara yansıtan yegane eserlerdir."



Bu eserler, İstanbul’u en güzel aksettiren örnekleri meydana getirmiştir. Bu resimler genellikle bir tek çevrenin, İstanbul’un doğasını konu almış olduğu halde, hiçbir zaman tekrar olmamıştır. Kendisi de şehtile iç içe, kucak kucağa yaşamış olan ressam Boğaziçindeki her sahil köyünü, koylarını taramış, tuvaline aktarmıştır. Realist resim taraftarı olup “gerçek içindeki şiiri arıyorum” diyen Onat, tabiattaki, gerçekteki şiiri aramakla, dış gerçeğin yanında kendi iç gerçeğini, kendi duygularını yansıtmayı da hedef aldığını ifade eder. İmzasına bakılmadan Hikmet Onat’ın resimleri kolayca tanınır. Geniş ve rahat fırça sürüşü, yapay nesneleri doğayla kaynaştırıp doğanın ayrılmaz bir parçası haline getiren duyarlı teknik yöntemi ile özgün bir üsluba sahiptir. ( dzkk.tsk.tr/turkce/tarihimiras/bahriyeressamlari/ahmet hikmet)



Resminde kavranan biçim ve renk oluşumları ayırıcı nitelik yönünden çok belirgindir. Serbest fırça vuruşlarıyla sağlam bir desene dayanan teknik ustalığı, eserlerinde bir üslup birliği gösterir. Bahriye Mektebi’nde gördüğü disiplinli asker eğitiminin onun tüm sanat hayatı boyunca mazbut, disiplinli ve düzenli çalışmasında büyük rolü vardır. ( dzkk.tsk.tr/turkce/tarihimiras/bahriyeressamlari/ahmethikmet)




Eserleri, İstanbul Resim ve Heykel Müzesi’nde, Milli Kütüphane Koleksiyonunda, Deniz Müzesi’nde Özel Müze ve karma kuruluşlarda, yurt içi ve yurt dışı özel koleksiyonlar ile aile koleksiyonunda bulunmaktadır.

Önemli Eserleri:


  • Siperde Mektup Okuyan Askerler
  • Salacak'ta Kayıklar Ve Kızkulasi
  • Peyzaj
  • Büyükdere
  • Büyükada,Dilburnu
  • Manolyalar
  • Çengelköy,Onat
  • Balıkçı Tekneleri
  • Topkapı Sarayı
  • İstanbul Peyzajı
  • Meyve Tabağı



KAYNAKÇA

  • edebiyadvesanatakademisi.com/sanat/116-calli_kusagi__ressamlari_tablolari.html
  • tr.wikipedia.org/wiki/Hikmet_Onat
  • dzkk.tsk.tr/turkce/tarihimiras/bahriyeressamlari/ahmethikmet
  • Taha Toros,Ayın Sanatçısı, HİKMET ONAT antikalar.com/
Resimler
HULUSİ MERCAN
HULUSİ MERCAN ( 1913 - 1988 )
MAHMUT CUDA
MAHMUT CUDA( 1904 - 1987 )
Charles Clement Calderon
Charles Clement Calderon
© Tüm hakları tablo.net.tr sitesine aittir
Web Tasarım Garantimedya